Hey!!! Herkes burada mı? Öğlen yemekleri ya da sabah kahvaltıları ya da akşam yemekleri yendi. Az bi şişkinlik var, o son 1 kg patates kızartmasını yemeyecektim mi diyorsunuz içten içe? İşte şimdi size asla yememeniz gereken 7 “yiyecek” ten ve nedenlerinden bahsedeceğim. Bunları gördüğünüzde kaçın canım benim. Uzak durmanız gereken besinleri direkt olarak ya da marka belirterek vermedim, grupladım. Onu da siz çözün 😉

1- Paketli Portakal Suyu

Ya, evet! Hani sağlıklı yaşam deyince, gazetelerde, reklamlarda bol bol gördüğünüz o turuncu, sinsi portakal suyu. Kesinlikle tüketmeyin arkadaşlar. Çünkü portakal suyu size gelmeden önce pastorize ediliyor. Bu da yüksek ısıya maruz kalmak demek. Bu esnada içindeki bütün vitaminleri kaybediyor. Size sadece, şeker ve su kalıyor. O yüzden içecekseniz taze sıkılmış olanı içeceksiniz. Ancak diyet yapıyor, kilo vermek istiyorsanız ondan da uzak durun, çünkü çok fazla şeker içeriyor, meyve şekeri olsa dahi. Daha detaylı yazım burada.

2- Soya Proteini

Aman zaten onu yemiyorum, yok ya! Yediriyorlar canım, sen paketleri okumadıkça sana yediriyorlar. Endüstrinin amacı ne, çok kar; az gider. İşte o yüzden özellikle beylerin kilo kilo tükettiği protein tozlarının içinde bu zıkkımdan var. Kendisi doğal bir ürün değil. Soya en çok gdo’ lu tohumu olan bitki. Yediğiniz şey, doğal değil, laboratuvar ürünü.

3- Mısır Şurubu

Aman ilahi Ebru, ya ben nerden bulucam da içicem mısır şurubunu. İçmiyorsun tabi dostum. Onu da sana yediriyorlar. Mısır dünyada en çok üretilen sebzelerden biri. Yüksek verim alabilmek için doğası ile oynanmış. Çünkü kendisinin inanılmaz bir şeker kaynağı olduğu keşfedilmiş. Şeker pancarından daha ucuz ve daha hızlı bir ürün endüstri için. O yüzden markette gördüğün bir çok gıdanın içinde glikoz şurubu olarak geçen mısır şurubu var. Paket oku lütfen, sonra da alma. Hatta market reyonunda gerilere doğru at ki kimse alamasın 🙂  En çok, şekerli yoğurtların, dondurulmuş gıdaların, salata soslarının ve bisküvilerin içinde var kendisi. Ayrıca fruktoz şurubu diye de geçer.

4- Nitrat İçeren Şarküteri Ürünleri

Nitrat ya da nitrit, şarküteri ürünlerinin hızla bozulmasını engellemek üzere icad edilmiş. Şöyle düşünün, kasaptan aldığınız et dolapta 2. günde bozulurken, sosis paketinde çok uzun süre muhafaza edilebiliyor. O yüzden sosis, salam, sucuk, pastırma gibi fabrikalarca üretilmiş ve paketlenmiş, yani işlem görmüş etlerden uzak durun. Bütün araştırmalar ayda 12 tane sosis yiyen çocuklarda lösemi olma riski diğerlerine göre 10 kat daha fazla.

5- Paketli Süt

Süt aslında gerekli bir besin değil, bunu daha önce söylemiştik. Hatta Türkiye’ de meşhur doktorlardan biri süt ineğin yavrusuna size değil dedi diye, tehdit edilmişti. Ama olay şu; paketli sütün içinde RBST denilen büyüme hormonu var. Amerika’ da kullanımı neredeyse yasaklanmak üzere. İçmeyin, içirtmeyin. Mahallenize gelen bir sütçü illa ki vardır. Ondan alın, evde kaynatın.

6- Hazır Yemek

Aslında mikrodalga yemeği. Pek bizim adetimiz değil – di. Olmaya başlıyor. Hazır yemeklerde nişasta ile protein yanyana geliyor. Bunların yan yana gelmesi hiç iyi bir şey değil. Kan şekerini birden yükseltiyor. Aynı şey, mısır ve eti birlikte yediğinizde de olur. Bunları karıştırmayın sevgili okur.

7- DDT’ li Sebze- Meyve

Organik demiyorum, çünkü organik sertifikası olmayan kişilerde ürünlerini organik diye satabiliyorlar.Sebze ve meyvelerde 1970-80′ li yıllarda bir çok ülkede yasaklanan DDT isimli böcek ilacı kullanılıyor. Türkiye’de de yasak olmasına karşın hala kullanan köylüler olduğu bir gerçek. Tabi büyük çaplı tarım yapan ve ürünlerini bütün Türkiye’ deki özellikle zincir marketlere satan kişiler bunu kullanamaz ancak pazarlarda satılan ürünlerde bu böcek ilacı olabilir. En güzeli yaz kış, doğal tarım yapan kişilerden satın almak. Nerden bulacağız, demeyin, bulunuyor. Sadece aramak lazım.